Madam Tutu Kimdir?

Madam Tutu İstanbul, Bostancı’da hem çok anaç hem de delidolu bir anneyle, çocuğuna fazlasıya düşkün Einstein tipli dahi bir babanın biricik kızları olarak dünyaya gözlerini açtı. Fazlasıyla sevecen ve korumacı annesinin devasa kanatları altında geçen çocukluğuna dair anıları hep biraz kalbi kırık ve yalnız oldu. Madam Tutu’nun sonradan fark ettiği üzere, küçük çocuklar yaşıtlarına bazen çok acımasız olabiliyorlarmış. Çocuklukta açılan bu yaralar Madam Tutu’ya okuma şevki ve zengin bir iç dünya olarak geri döndü.

Mezun olduğu Alman Lisesi, Madam Tutu’nun kabuğunu kırdığı, ilk defa arkadaşlığın kalpkırıklığı değil de paylaşımın verdiği mutluluğu getirdiği yıllardı. Kendini konuşmaya, duygularını, fikirlerini ifade etmeye zorladı. İlk defa beğenilmek, kabul görmek için değil de, fikirlerine inandığı için konuştu, ilk defa aile içinde değil, sosyal çevrede yaptı bunu. Önemli bir aşamaydı bu. Benliğiyle belki ilk kontağı, aslında kim olduğunu, neler yapabileceğini fark edişi. Değerinin dışarıdan değil de içeriden geldiğinin, bunun herkeste böyle olduğunun ve ne yazık ki bunu fark etmediğimizde ne kadar acı çektiğimizin aklına ilk düştüğü yıllar.

Pek çalışkan bir öğrenci olan Madam Tutu, orta okuldan beri hayalini kurduğu genetik bölümüne Boğaziçi Üniversitesi’nde değil de burslu bile olsa Yeditepe Üniversitesi’nde başlayınca başta büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Orada bulacağı ortamın ona ne güzel hediyeler vereceğinden habersizdi. Oysa Madam Tutu orada sadece her düşündüğünde -ki bu oldukça sık oluyor- kendisini çok şanslı hissetmesine neden olan hayat eşini bulmadı, ilk defa ders çalışmayla sosyal hayatını gerçekten dengelediğini hissetti. İçindeki gücü, girişkenliği ortaya koyarak, okuduğu bölümün kulübünün kuruluşunda yer aldı, başkanlık etti, kulübe bir sürü insan kazandırdı, o insanlarla el ele vererek ardı ardına etkinlikler düzenledi. Eskinin utangaç, sesi çıkmayan Madam Tutu’su yoktu artık. İnsanlara yardım etmek, hizmet etmek değersizleştirdiği benliğini saklamaktan daha ağır basıyordu. Bir işe yarıyacaksa, utanıp sıkılmıyor, savaşıyordu. Ve fark etti k, bu asıl Madam Tutu’ydu. Savaşçı, güçlü, fedakar.

Madam Tutu diyor ki:
“Yıllarca kendimi ezdikten sonra, ben buyum demek hala zor. Ama bir işe yarıyacaksa bu ortaya çıkış, o zaman bu sadece bir seçenek değil, bir sorumluluk benim için. Ve bunun hakkını vermek de kendimi daha iyi tanımaktan geçiyor. Bu yazılarla hem kendimi daha iyi tanımayı, hem de okuyanların kafalarında bir ışık yakıp onların da kendi aydınlanış yolculuklarına katkıda bulunmayı umuyorum.”

Madam Tutu Zürih Üniversitesi’nde evrimsel biyoloji üzerine doktorasını bitirdi, şimdi yine aynı yerde araştırma görevlisi olarak çalışıyor. Evrim dışında psikoloji ve ikisinin kesişim noktaları olan bilincin ve empatinin ortaya çıkışı gibi konulara ilgi duyuyor. Zaten vakit buldukçabu konular üzerinde çeşitli bilim sitelerine yazılar da yazıyor. Boş zamanlarında pikabında müzik dinlemeye doyamıyor, eve bir de daktilo alarak babasına çekmiş bu diye hayıflanan annesini Skype’ta delirtmeyi planlıyor. Ayrıca gezmeyi, dansı, gerçek üstü resimleri, Queen’i, kaplan büyüklüğündeki kedisi Merlin’i, tüm dünyaya dağılmış dostlarını, gürültülü gümbürtülü ve her daim eğlenceli geniş ailesini, üstlerine titrediği anne-babasını, asla doyamadığı biriciği, eşini çokça seviyor ve bu siteyi onlara ithaf ediyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s