Uykuya doyulmamış bir günün günaydını böyle olur

Trenin devasa camından dışarı anlamsız gözlerle bakıyorum. Aslında dışarı bakıyorum denemez. Bakışımdaki anlamsızlığı hesaba katarsak, pekala cama takılıp kalmış olabilirim. Camın üstündeki son yağmurdan kalma  belli belirsiz yuvarlağımsı izler dalgın bakışlar için yeteri kadar sabit bir hedef oluşturabilir. Arkada şu an olduğu gibi dağlar, göller, yeşil tepeler akıp gitse de gözler silik noktada takılıp kalacaktır.…

22 aralık

Arkadan gelen cikleme sesleri bana izlediğimi bir filmi hatırlatıyor. Filmde insanlar facebook, twitter tarzı bir uygulama kullanarak birbirlerine puan verebiliyorlar. İstedikleri an. Mesela bana iyilik mi yaptın, al sana beş yıldız; gıcık mı ettin o zaman tek yıldız. Bu yıldızlar kişisel puanında anlık oynamalara sebep oluyorlar. İşin sırrı yüksek puanlı insanların yıldızlarının puana etkisinin daha…

21 aralık

Teyze, ne yedin! Of iyi ki her gün uzun yol falan gitmiyorum. Ali haklı, yapamazdım. Stauffacher durağındayız. Bu da bana dün akşam spordan sonra gördüğüm yaşlı tipleri hatırlattı. Bundan bir önceki durakta bekliyorum. Akşam dokuz buçuk falan. Yaşlı bir çift ve yine yaşlı bir adam yolun karşısında İngilizce vedalaştılar. Çift yalpalaya yalpalaya bu tarafa geçti.…

20 aralık

Yeni deftere geçtim, hayırlı uğurlu olsun.  Ay çok sıcak, montumu da mı çıkarsam, bilemedim. Yok, kapı açıldıkça üşürüm. Ötede çaprazda oturan teyze gözümde gözlük olmadan bakınca Nursel Teyze’ye epey benziyor. Beyaz saçlar, ince bir uzak gözlüğü, pofuduk parlak bir mont, dar gri bir pantolon, özenle bağlanmış bir atkı. Yalnız daha zayıfı, biraz gençliği diyelim. Nasılsa…

15 aralık

Hiç alamadım uykumu. Nasıl yazarken kalemin kalitesi önemli ise (şimdi kalem değiştirdim de) uyku da öyle. Huysuz huysuz bakıyorum etrafa. Yürürken of pof yapıp ay çok yoruldum falan dediğimi fark ettim. İki adım belki atmışken. Uykumu kaçıran şeyi kafamdan uzaklaştırmaya çalıştıkça kara sinek gibi geri dönüyor. Önemsiz, hallolacağı kesin olan meselelere ne çok vakit harcıyoruz.…

14 aralık

Yine yuvadayım. Karşımda oturan minik inanılmaz tatlı. Koca gözleriyle şapşik şapşik bakıyor yanındakilere. Kat kat giymiş, demin üstündekileri çıkarmaya çalıştı, bakıcı ablaları durdurdu. Sıcakladı herhalde. Yanakları tam ısırmalık. Küçükken ne zavallı oluyoruz! Aklında ne geçiyor da biçare ellerini dizlerinin üstüne koymuş, öbür eliyle şapkasına yapışmış, kaybetme diye kim tembihlediyse baya işe yarıyor. İniyorlar şindi. Bu…

13 aralık

Önümdeki suçlayıcı bakışlı kadın indi, neyse. Ayaklarımı biraz uzatabilirim. Hala burnum akıyor. Düşünüyorum da küçükken bir ara nezle olmaya özendiğimi… Allahım, teyze özenle geçti kendi yerinden kalktı, karşıma oturdu. Önün boş, yanın boş teyze, ne düşündün de geldin buraya? Koca pembiş gözlüklerin ve önünde kavuşmaya çalışan tombiş parmaklarınla… Artık bir kar yağsa! Sabah yürürken yollar…